17 Eylül 2013 Salı

Şeker Şeker Şeker Hamuruuu!!!

İlk defa eşimin 2 sene önceki doğumgününde tanıştım şeker hamuru ile. Özel birşeyler yapmak istiyordum ve interneti karış karış dolaştım(Malum artık internet ile bütün merak ettiklerimiz bir tık uzağımızda).  "Neden olmasın ki? Ben de yapabilirim." dedim. Ve yaptım da. Maalesef bir fotoğrafı yok elimde. Aslında çekmiştim ama eski telefonumun hafızasında kaldı diye düşünüyorum. Bir kurabiye saksısı yapmıştım eşime. Eşimden çok ofis arkadaşlarının ilgisini çekmişti ve hepsi çocuklarına götürmek üzere birer ikişer alınca:)) elde kaldı sıfır. 

Şeker hamuru ile bir dahaki içli dışlı oluşum hamileliğimin 4. ayına rastlıyor. Özellikle iş arkadaşlarıma dağıtmak üzere şeker hamurlu bebek kurabiyeleri yaptım. Elimde pembe şeker hamuru olduğu için beyaz taban üzerine pembe çalıştım. Benim yaptığıma inanamadılar. Bir de hepsi "Kızın mı olacak?" dedi. Halbuki ben henüz bebeğimin cinsiyetini bilmiyordum ama EVET DÜNYALAR GÜZELİ BİR KIZIM OLDU :)) Ve üzgünüm bu kurabiyelerin de fotoğrafı yok elimde:((

Gelelim günümüze... Yaklaşık 10 gün önce Türkiye ziyaretimizden döndük. 20 gün kaldık ve 3 şehir gezdik. Eşim, kızım ve ben. Durmaksızın gezdik diyebilirm ve kızım henüz 9 aylık olmasına rağmen (15 günlükken gezmelere başlatan annesi sağolsun:)) bu maratonu başarıyla sonlandırdı. Gezerken gıkı çıkmayan, mutluluktan dört köşe olan kızımı evde tutamaz olmuştuk. Buraya gelince ve tabi evden çıkışlarımız nadir olunca isyaaaaan!! etmeye başladı. 

Yazımda asıl anlatmak istediğim kısım İstanbul ziyaretimiz ve özellikle Eminönü.  İstanbul'da 3 gün kaldık ve 2 günü Eminönü'nde geçti. Yetti mi? Tabi kiiii HAYIR... Ama ilk defa gitmiş biri olarak çok iyi yerler keşfettiğimi söyleyebilirim. Ayrıca gitmek istediğim dükkanları (internet araştırmaları sonucu) ve alacaklarımı önceden belirlemiştim. İyi ki öyle yapmışım yoksa ne gördüysem alasım geldi fakat sağolsun eşim sadece ihtiyacım olanları almam konusunda beni ikna etti?? (öyle diyelim).

Mısır Çarşısı'na Tahtakale Caddesi tarafından girince soldan, Eminönü tarafından girince çarşının bitiminde sağdan kahve kokusunun bütün çarşıya yayıldığı ve önünde kuyruk olmuş insanları gördüğümüz KURU KAHVECİ MEHMET EFENDİ'nin bulunduğu yer. Burası tam olarak Hasırcılar Caddesi'nin başı.  Bir iki adım sonra karşımıza lokum satan birkaç dükkan çıktı ve eşimin hayal kırıklığı tam da o ana denk geldi. Çünkü önceki gün Mısır Çarşı'sının içinden kıran kırana bir pazarlıkla kilosunu 20 TL'den 15 TL'ye düşürerek aldığımız lokumlar, burada pazarlıksız 10 TL. Önceki gün 4 kilo almasına rağmen ucuzluğunun cazibesine kapılarak 2 kilo da buradan aldı:)) "Bu kadar lokumu ne yapacaksınız, dükkan mı açacaksınız?" diyebilirsiniz. Merakınızı gidereyim efenim. Buradaki eşe dosta dağıtmak üzere alındı kilolarca lokum:))

Gelelim asıl konumuza... Şeker hamuru malzemeleri alacaktım değil mi ben? Dediğim gibi internetten araştırmış ve nerelere bakacağıma karar vermiştim. Yoksa gerçekten aradığınız dışında birçok şey alabilirsiniz. Karşıma ilk olarak Besan çıktı ki, şeker hamuru malzemelerinin satıldığı ünlü dükkanlardan biri. Kızımı eşime vererek, hemen içeri daldım. Birkaç rafa bakındım fakat böyle olmayacaktı. "Birilerinden yardım alsam iyi olacak." dedim. Orada çalışan olduğunu giydiği bir gömlekten anladığım kişiye yaklaştım ve birkaç şey sorma gafletinde bulundum. Neden mi 'gaflet' dedim. Çünkü o kişi dahil kimse pek ilgili durmuyordu. Neyse "burası bana göre değil herhalde" diyerek çıktım, ne de olsa bakacak başka yerler de vardı. 

İkinci durağımız aynı sokakta biraz ileride solda yer alan, yine 'ünlü' dükkanlardan birisi Nüans'tı. Listemde yer alan iki dükkanın da bu kadar yakın olması ve kolaylıkla bulmam çok mutlu etmişti beni. Daha kapıdan girerken oradaki bir çalışan ile orta yaşlı bir hanımefendi arasındaki -biraz sesli- konuşmalarına şahit olduk. Öncesi var mı bilemem ama yakaladığımız yerden diyolog şöyleydi:

Müşteri: Bunun başka rengi var mı?
Çalışan: Yok.
Müşteri elindeki malzemeyi tezgaha bırakıyor ve tam çıkarken çalışan: Bunu yerine koysaydınız.(!!!)
Müşteri: Ah çok özür dilerim. Hemen koyayım.
Müşteri gerçekten de aldı malzemeyi yerine koydu, çıktı gidiyordu ki, çalışan arkasından yüksek bir sesle: Herşeyin bir usûlu var ama. 

Bir ayağımız içeride bir ayağımız dışarıda, bu konuşmanın ardından ne yapacağımızı şaşırmış halde kala kaldık. İlk şaşkınlığın ardından çekine çekine içeri girdim. Birkaç şey baktım. İçeride benden başka müşteri yoktu ama benimle ilgilenen de yoktu. E ne yapalım, çıktık biz de. İki dükkan, elde var sıfır. 

Artık listemde son bir yer kalmıştı. Nüans'tan hayal kırıklığı içinde ayrılıp, bu cıvıl cıvıl caddede ilerlemeye başladık. O kadar mutluydum ki, lunaparka ilk kez gelmiş bir çocuk gibi bir o tarafa bir bu tarafa bakıyordum neşe içinde. Beni hayal aleminden uyandıran eşim oldu. Caddede fazla ilerlemiştik ve hala bulamamıştık aradığımız yeri. Bir esnafa sorduk ve elimizle koymuş gibi bulduk. İşte orası Yüksel Ticaret. Küçücük bir dükkan, belki 25 m2. Ama sanki içeride ne ararsam var gibi ya da o hissi çok iyi vermişler. İçeri girer girmez bir çalışan benimle ilglenmeye başladı. Oh be!!! İşte bu!!! Biraz ilgi yahu!!! O adam bana ne isterse satabiliiiir. (Adını da sormuştum ama unuttum:(( Almak istediklerimi bir bir buldu bana. Ve hepsiyle ilgili sorularımı yanıtladı. Yine de almayı düşündüğüm bazı şeyler çok pahalı geldi ve olmazsa da olur diyerek almaktan vazgeçtim. Sonuçta profesyonel değildim ve ticari bir kaygım da yoktu. 20 dakika kadar içeride kaldım. Bana kalsa hiç çıkmazdım ama eşim dışarıdan kızımın huzursuzlanmaya başladığını işaret edince, aldıklarımın parasını ödeyerek (ufak bir indirim de yaptılar sağolsunlar) çıktım. 

Hasılı, ben istediklerimi aldım ve kullanmak için sabırsızlanıyorum. Muhtemel en yakın tarih kızımın 1 YAŞ DOĞUMGÜNÜ PARTİSİ.  Yani 2 ay sonra.

İşte YÜKSEL TİCARET'ten aldıklarım:


  
                        Harf aparatları ve baskı şeklinde yazı yazmak için aparatlar. 



                                          
                                            Şeker hamuru ve cupcake standı




                                      Şekillendiriciler ve şeker hamuru merdanesi.

Not: Son olarak şunu belirtmeden de geçemeyeceğim. Şahsi bir fikir benimki yalnızca ama Nüans ve Besan -eğer baştan beri böyle değillerse- fazla 'rahat' gibiler. Nasılsa müşteri var ve piyasada satış yapan yerler de sınırlı diye, "alan alır, almayan kendi bilir" tavrındalar. Herhalükârda kendilerine çeki düzen vermelerini tavsiye edebilirim nacizane. Ne oldu "Müşteri veli nimettir" prensibine? Çok zor değil. Biraz ilgi, biraz güler yüz:)) 

Sevgilerimle...